top of page

Kardeşliğin Kimyası

Cehalet hurafelerle, önyargılarla, bencillikle, merhametsizlikle ve tembellikle bir araya geldiğinde… İnsanlığa hoş geldin.


İnsan, kin ve düşmanlığa sevk edilmeye hazır bir kıtanın neferi olmanın onuruyla, cehaletinin sınırsız ve korunaklı alanında ahkâm keserek mutlu mesut yaşar. Çünkü cehalet, insanı yalnızca bilgisiz bırakmaz; ona, kendinden emin olmanın o dayanılmaz konforunu da sunar.


İnsan hep gençtir. Yetmişinde de on dördünde de… Kemale ermenin ışık yılı uzağında, kendi küçük dünyasında büyüttüğü doğruların eteğine sığınır. Bir ergenin duygusal refleksleriyle öfkelenir, sabırsızlanır, bencilleşir, hüküm verir; “bana dokunmayan yılan” ezberinin rahatlığıyla, ateşin yalnızca düştüğü yeri yaktığı bir coğrafyada yaşar. Ve insan, cehaletin, bencilliğin gölgesinde, en çok kendine yakın olanları incitir.


Kardeşlik matematiğin olmadığı, denklemlerin sonuçlarının özneye göre değiştiği bir paralel evrendir. Kardeşlik çıkarlarının sıcaklığında yalan söylemektir: ustaca, çeliğe su verir gibi. Kardeşlik çocukluğun “hep ben” mızıkçılığıyla, hadsiz hudutsuz istemektir. Kardeşlik nezaketten muaf olmaktır. Kardeşlik kullanmaktır; hesapsız, kitapsız…


İki ölçek ortak geçmiş, göz kararı gurur, kıvamında kıskançlık, gerektiği kadar bencillik, bir miktar hırs, bolca haklılık ve örselenmiş bir adalet duygusu. Karıştırılır, bekletilir, yıllarca aynı kapta mayalanır. Kardeşlik güvendir; ama güvenin pH değerini “ben” belirler. Güven kaybedildiğinde kardeşliğin kimyası değişir.


Kardeşlik paylaşmaktır ama adalet kendi payından ölçülür. Kardeşlik açgözlülüktür; bir parça sahip olma isteği, bir parça “benim hakkım” duygusu, iki damla “seninki neden bende değil” ve üzerine göz kararı hırs. Fazlası taşırır, azı yetmez. Kardeşliğin ölçü birimi zaten gram ya da, sululuk ihtimalini de hesaba katarsak, litre değildir; “ben”dir. Ben çoğaldıkça kardeşlik azalır, kardeşlik azaldıkça insan kendisini daha haklı bulur.


Kardeşliğe kibir bulaştığında, özür dilemekle küçüleceğine, haklı kalmakla büyüyeceğine inanır insan. Bir tutam haklılıkla başlar, biraz sessizlikle koyulaşır, üzerine eski kırgınlıklar eklendikçe kristalleşir. Haklı olmak yetmez; kullanılmanın dayanılmaz ağırlığı altında ezilir insan.


Bir tutam samimiyet, yeterince mazeret, bol miktarda inkâr ve gerçeği söylemeye engel olacak kadar çıkar... Hakikat biraz seyreltilir, vicdan yeterince susturulur; kardeşliğin sıcaklığında bir süre bekletilir. İhanete hoş geldin.



Ankara, Ağustos 2026

İbrahim Kaçar

Tüm içeriklerin yayın hakları yazarına ait olup yazarın izni olmadan

kısmen veya tamamen basılamaz, çoğaltılamaz veya elektronik ortama taşınamaz.

En son yazılardan haberdar olmak için abone olunuz.

  • X
bottom of page